Medeniyet Tasavvuru

    Medeniyet tasavvuru konusu açılınca aklıma gelen isimlerden bir tanesi de Saadettin ÖKTEN, nedeni gerek röportajları olsun gerek kitaplarında olsun muhakkak bu konuya değinmekte ve büyük bir problem olarak gördüğü bu konuya bizlerinde taraf olmasını sağlamak amacıyla hareket etmektedir. Yani bizlerin artık 100 yıllık uykudan uyanmamızı ve tüm dünyanın imrenerek baktığı ancak bizlerin bir türlü farkına varamadığımız medeniyetimizi yeniden gözler önüne çıkarmak için çabalamaktadır. Bu konuya dair yazmış olduğu Fincanımda Kola var isimli kitabından birkaç cümle ile ne demek istediğimi kitabın yazarının sözlerinden görelim;

    "Medeniyet tasavvurudur ki hayatı yaşanır kılar. Değerleriniz bu referansa göre şekillenir. Değerleri hayata taşıyan davranışlar yine bu referans sisteminin eseridir. Değerlere uygun davranılmadığında uygulanan yaptırımlar yine o değerlere aittir. Yani bir bilgi, inanç ve ahlak kompozisyonundan bahsedilmektedir."

    "Bilinçli bir kurguda, insan; seçme de değiştirme yeteneğini kullanarak davranışlarını kontrol eder ve eşyayı kullanır. Böylece davranışlar ortaya çıkar. İşte bu, özgün bir medeniyet tasavvurudur..."

  "Şehir, bir medeniyet tasavvurunun ve bu tasavvura göre yaşayan cemiyetin eseridir. Bu eser; toplumun kimliğini deklare etme ihtiyacından ortaya çıkar."

    "Bir toplumda temel kabuller, yani bir medeniyet tasavvuru olmazsa kaos olur. Herkes tarafından özlenen şey ise 'insani bir ortamdır.' ama o ortam Ali Ağa'yla veya Veli bey'le olmaz. Toplumsal bir mutabakat olacak ki o ortam teselsül etsin."...