Negatiflikten Korunmak: Ruhsal Direnci İnşa Etmek

    Gün içerisinde çevremizde olan bitenlere yine çevremizdeki insanların bu olaylar karşısında tutumlarının, hareketleri ve söylemlerinin bizlerin o olay hakkındaki düşüncelerinin, günün o andan sonraki zaman diliminde bizlere yaşatacaklarını nasıl etkilediğine hepimiz şahit olmuşuzdur. 

    "Kimyada bir deney var; çeşitli cisimlerle ağzına kadar dolu bir çözeltinin içine bir kristal koyarsak kristalle aynı türdeki bütün parçacıklar, gizli bir çekim gücüyle çözeltinin derinliklerinden gelerek kristalin etrafına toplanır. Kristal yavaş yavaş büyür ve eğer çözelti haftalarca ve aylarca beklemeye bırakılırsa büyük bir hacim kazanarak, hacmi ve güzelliği ile laboratuvarın medarı iftiharı olur. Her dakika çözeltiyi karıştırarak kristalleşme sürecini sekteye uğratırsak parçacıklar düzensiz bir şekilde yerleşir. Bu durumda kristal de hassas ve şekilsiz olur."

    "Psikolojide de böyledir. Herhangi bir ruh hâlini surumuzun ilk aşamasına koyduğumuzda, aynı şekilde, gizlice ve hissedilmeksizin o ruh hâline uygun bütün akli ve duygusal durumlar onun etrafına toplanır. Şuurumuzu bu hâli uzun müddet devam edecek olursa, o ruh hâli etrafında muazzam bir iktidar ve kuvvet kitlesi şekillenerek vicdanımıza hükmeden mutlak bir iktidar kazanır ve kendine uygun olmayan akli ve duygusal durumlara söz hakki vermez. Eğer bu kristalleşme sessizce ve yavaşça, kesintisiz ve şiddetsiz olarak meydana gelmişse büyük bir kuvvet ve metanet kazanır.

    Bu şekilde ortaya çıkan ruh hâli güçlü, sakin ve katidir. Şuurumuzda bu şekilde kendine uygun çok fazla takipçi toplayamayan hiçbir fikir yoktur. Dini düşünceler, annelik şefkati ve hatta parayı para olduğu için sevmek gibi kusurlu ve istenmeyen hisler bile bizde mutlak kudrete doğru yükselebilir." (Payot)

    Halbuki bu "yavaş kristalleşmeye" müsaade edecek derecede dikkatini akli ve ahlaki bir hususiyete yöneltmeye muktedir insanlar ne kadar da azdır. Hepimiz sele kapılmış bir tahta parçası veya rüzgâra yakalanmış bir sonbahar yaprağı gibi irade ve dirençten tamamen mahrum bir şekilde dış hadiselerin etkisiyle zayıf ve biçare, hiç durmaksızın süratle yürüyerek hayati geçiştirmeye çalışırız. Arada sırada durup da mevkiimize ve etrafımıza bakıp nereye doğru gittiğimize dikkat etmeyiz. Hayatın fırtınalarına kapılarak devamlı yürür ve fakat bu süratli gidişimizin ne yöne olduğunu düşünmeyiz. Kulaklarımızdan, gözlerimizden ve cildimizden giren birçok yabancı etki, hiç aman vermeyerek bu delicesine gidişimizi kamçılar. Hele ruhumuzun derinliklerine dikkatlice bakarak şuurumuzu sürekli istilâ etmekte olan fikir ve duyguları tahlile girişmeyiz. Kendimizi atıl bir şekilde hayata bırakır, dalgaların şiddetine kaptırırız. Selâmet kıyısına ulaşmak için dalgalara direnerek kendimizi toplamak ve kuvvetimizi akıntının aksi yönüne doğru kullanmak gerektiğini unuturuz.

    Bulunduğumuz ortamda yaşanılan her şeyde bir negatiflik bir mağduriyet yaşadığını düşünen ve hep en zor durumlarla kendisinin karşılaştığını, aynı statüdeki diğer insanların tamamen sorunsuz en azından kendilerinin zorlandığı noktalarda diğerlerinin zorlanamamasını dert etmesi ve bu durum hakkında sürekli ama sürekli çevresindekilere yakınan insanların eğer sizleri etkilememesini sağlayabiliyorsanız herhangi bir problem yok ancak bu negatif ve sürekli serzenişte bulunan insanların sizleri de aşağıya çektiğini düşünüyorsanız yapmanız gereken arkanıza bakmadan oradan uzaklaşmak veyahut o insanlarla ilişkiyi minimuma indirmek olacaktır.