Jonathan Mann'ın 70-20-10 Kuralı

Verimlilik ve yaratıcılık arasında güçlü bir ilişki vardır. Yaratıcı bireyler genellikle görevleri daha hızlı ve daha etkili bir şekilde tamamlarlar. İşleri nasıl halledeceklerini bilirler.

Eğer verimli olmak istiyorsanız, şu konularda yaratıcı olun:

-Zamanınızı nasıl yönetiyorsunuz.

-Enerjinizi nasıl harcıyorsunuz.

-Dikkat sürenizi nasıl kullanıyorsunuz.

-Faaliyetlerinizi nasıl organize ediyorsunuz.

-Güçlü bir zihniyeti nasıl koruyorsunuz.

Ancak yaratıcılık, genellikle doğrusal olmayan bir yolculuktur. Beklenen sonuca ulaşamamak hayal kırıklığına ve cesaretin kırılmasına neden olabilir. İyi haber şu ki, yaratıcılıkta verimliliğe götüren bir model vardır.

Meslek ne olursa olsun, yazarlık, resim, yazılım geliştirme veya başka bir alan, genellikle konuşulmayan bir gerçek vardır: Ürettiğiniz her şey olağanüstü olmayacak.

Aslında, ünlü söz yazarı Jonathan Mann’in 70-20-10 kuralına göre, çalışmalarınızın %70’i ortalama, %20’si düşük seviyede, ve sadece %10’u olağanüstü olacaktır.

%70: Verimliliğin Omurgası

Çalışmalarınızın çoğunluğunun “ortalama” kategorisine girmesi moral bozucu olabilir. Ancak, ortalamanın başarısızlık anlamına gelmediğini anlamak önemlidir. Ortalama işler, tutarlı verimliliğin temelini oluşturur. Ortalama işler yaparak, belirli kalıplar gözlemleyebilir ve bu kalıplara alıştığınızda daha hızlı olabilirsiniz.   

Bu üretim tarzını kabul etmek, her işin devrim niteliğinde olmasa da büyük resme katkıda bulunduğunu kabul etmek anlamına gelir. Verimli olmak için bu ortalama görevleri yaparken hız kazanmanız gerekecektir.

%20: Kaçınılmaz Başarısızlıklar

Kimse düşük seviyede iş üretmekten hoşlanmaz, ancak bu, yaratıcı sürecin kaçınılmaz bir parçasıdır. Başarısızlıklar, neyin işe yaramadığını öğretir. Thomas Edison’un ünlü sözünde dediği gibi: “Başarısız olmadım. Yalnızca işe yaramayan 10.000 yol buldum.” Bu zihniyet, başarısızlığı olumsuz bir sonuç yerine öğrenme sürecinin hayati bir parçası olarak yeniden tanımlar. Çalışmalarınızın %20’sinin düşük seviyede olması birkaç nedenden dolayı önemlidir: Başarısızlıktan Öğrenmek: Düşük seviyede işler, genellikle açık ve sert geri bildirim sağlar. Neyin işe yaramadığını gösterir ve hatalarla yüzleşmenizi sağlar. Bu geri bildirim döngüsü büyüme için değerlidir.

Deney Yapma: Sınırları zorlamak genellikle başarısızlığa yol açar. Yenilik yapmaya çalışırken bazı fikirler başarısız olabilir. Bu durumu kabul etmek, risk almanıza olanak tanır ve bu riskler, önemli atılımlar için gereklidir.

Direnç Oluşturma: Başarısızlıkla yüzleşmek ve onu aşmak direnç geliştirir. Engellere rağmen devam etmeyi öğretir ve bu özellik, uzun vadeli başarı için gereklidir.

Verimli olmak için, neyin işe yaramadığını hızla bırakıp işe yarayanı geliştirmeye odaklanmanız gerekir.

%10: Sıradanın İçindeki Olağanüstü

       Ve sonra %10 var dikkat çeken, olağanüstü yaratıcı işler, gerçekten gurur duyduğumuz işler. Bunlar beklentileri aşan projeler, derin bir yankı uyandıran fikirler ve takdir toplayan sonuçlardır.

Şimdi neyin işe yaradığını ve sizi en iyi şekilde ortaya çıkardığını keşfettiniz, bu durumu güçlendirmek için bir sistem kurarak verimliliğiniz üzerinde olumlu bir etki yaratabilirsiniz.

Pratik Sonuçlar: Dağılımı Yönlendirme ve Verimliliği Artırma

Gerçekçi Beklentiler Belirleyin: Ürettiğiniz her şeyin olağanüstü olmayacağını anlayın. Mükemmellik yerine tutarlılık ve büyümeyi hedefleyin.

%70’ten Yararlanın: Ortalama işlerinizi bir öğrenme aracı olarak kullanın. Üzerine düşünerek iyileştirme alanlarını belirleyin ve sağlam bir deneyim temeli oluşturun.

%20’den Öğrenin: Başarısızlıktan kaçınmayın. Ne yanlış gittiğini ve nedenini analiz edin. Her başarısızlık sizi başarıya bir adım daha yaklaştırır.

%10’u Kutlayın: Olağanüstü bir şey ürettiğinizde, bunu kabul edin. Başarılarınızı kutlayın ve sizi ileriye itmesi için bunları motivasyon olarak kullanın.

Sürekli Gelişim: Her zaman öğrenmeye ve büyümeye çalışın. Hem olumlu hem de olumsuz geri bildirimleri kullanarak becerilerinizi geliştirin.

Çalışmalarınızın çoğunun ortalama, bazılarının başarısız, küçük bir kısmının ise olağanüstü olacağını kabul ederek çalışmalarınıza daha sağlıklı bir zihniyetle yaklaşabilir, zamanınızı daha iyi kullanabilir ve yeni şeyler denemekten korkmazsınız.