Bu da geçer Ya Hû!

Vaktin birinde bir Sultan öyle birşey olsun ki bu saltanata kapıldığımda bu saltanatın da gelip geçeceğini bileyim, çok hüzünlendiğimde bu derdin de gelip geçeceğini bir an olsun unutmayayım bunu nasıl sağlarım demiş.

Vezir sultanım sürekli kullandığınız yüzük var onun üzerine bir şey yazalım sürekli yanınızda olur. Bu fikir kabul görmüş ve dörtbir yana haber salınmış ve fikirler gelmiş ancak bir dervişin söylemiş olduğu "Bu da geçer Ya Hû!"  Sultanın aklına da kalbine de yatmıştır.

Hünkar çağırın Dervişi bakalım ne demekmiş bu anlatsın derviş diye haber göndermiş dervişe, Derviş gelmiş tavsiye ettiği "Bu da geçer Ya Hû!" nun neden böylesine önemli olduğunu anlatmasını istemiş.

Dervişin biri bir kış günü, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşı. Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Ahali, kendilerinin de fakir oldukları söylerler ve Şakir ağa diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini söylerler. Derviş yola koyulur ve Şakir ağanın çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Şakir ağada, ailesine hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır. Havalar düzelir yeniden yola çıkma vakti gelir Derviş Şakir ağaya teşekkür ederken, "Böyle zengin olduğu için Allah'a şükretmesini" tavsiye eder. Şakir ağa ise şöyle cevap verir: "Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz, Bu da geçer Ya Hû!" Derviş, Şakir ağanın çiftliğinden ayrıldıktan sonra uzun uzun düşünür. Birkaç yıl sonra, Derviş'in yolu yine aynı bölgeye düşer. Şakir ağayı hatırlar ve ziyaret edeyim  bir sohbet edeyim der. Yolda rastladığı köylülere sorar Şakir ağa nerededir diye, o iyice fakirledi, şimdi başka birinin yanında çalışıyor. Derviş Şakir ağayı bulmuş Şakir ağa ilk günkü gibi karşılamış ve kıt kanaat geçirdiği mütevazi evinde Dervişi misafir etti. Derviş vedalaşırken Şakir ağaya olup bitenlere çok üzüldüğünü söyler ve Şakir ağa'dan şu cevabı alır:"Üzülme...Unutma, bu da geçer Ya Hû!" Derviş yıllar sonra yolu yine o köye düşer. Şaşkınlık içinde olan biteni öğrenir. Şakir Ağa'nın yanında çalıştığı kimse vefat etmiş kimi kimsesi olmadığı için tüm varlığını Şakir Ağa'ya bırakmıştır. Şimdi o şahsın konağında oturmakta, tarlaları, bağları, bahçeleri, sığırları ile yörenin en zengini olmuştur. Derviş eski dostunun halini gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır:"Bu da geçer Ya Hû!" Gel zaman git zaman Derviş Şakir Ağa'yı arar ahali bir tepeyi işaret eder tepede Şakir Ağa'nın mezarı ve mezar taşı vardır ve mezar taşında şu yazılıdır: "Bu da geçer Ya Hû!" Derviş "ölümün nesi geçecek" diye düşünür ve dostuna bir Fatiha okuduktan sonra gider. Ertesi yıl dostu Şakir Ağa'nın kabrini ziyaret etmek için gider; ama ortada tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş ve tepeyi önüne katmış, Şakir Ağa'dan bir iz dahi kalmamıştır...

Bu olayın ardından Hünkar'ın aklına yatmış Şakir Ağa'nın hayatından bir an olsun çıkarmadığı bu laf "Bu da geçer Ya Hû!" Sultanın parmağındaki yüzüğün üzerine nakşedilmiştir.